Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya DönAnasayfaya Dön12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sezai SARIOĞLU

Kağıtsız Gemiler

05Eylül2015, 09:39
Sezai SARIOĞLU






Hikâyemi masala sayın, diye söz aldım...
Yola çıkarken, "bizim buralarda dünya bitti!", demişti Şeho dedem. "Ayaklarınızı çabuk tutup gidin, belki başka bir yerde bulursunuz dünyayı, yaralarım çağırınca dönersiniz", diye eklemişti. Irmakları annem, denizi babam anlatmıştı bize; ölümü anlatan olmamıştı. Buralarda ölüm anlatılmazdı zaten... Vardı. Vakitli vakitsiz ölünürdü. Yol boyunca aramızda oyunlar kurduk; "kaybolduk oyunu!" Devlet sorarsa, ismimizle birlikte "kaybolduk" diyecektik. İçimizden biri; "'öldük' deriz, bizi hiç bulamazlar" demişti de gülmüştük. Bizi bulamazlar artık. Öldük.

Biz Mezopotamyalılar, canlı-cansız her şeyin; insanın, suyun, dağların, taşın, ağaçların ellerinden öperiz. Yeryüzü ve gökyüzü tanrılarını bilmem ama dağlar taşlar şahidimizdir; denizi görüp tanışınca; "deniz bizim büyüğümüzdür" deyip merakla ellerinden öptük. İnsan baktığı şeye benziyor. Biz benzeyerek büyürüz; dağlara, sulara, güneşe, aya ve taşlara bakarak büyürüz. Zamanla onlar da bize benzer. Denizle tanışıp ona benzemeden önce, suları Dicle'yi, Fırat'ı bilirdik masallardan. Olay mahallini soracak olursanız: Tersten esen rüzgâr. Suyun ötesi, karşı yaka memleket değil. "Efendi deniz" tabir edilen Ege... Çocukların özgür ağırlığının masallar kadar olduğunu söyleyen anneler. Mezopotamya'yı, kavimleri; masallarını, dağlarını, hatıralarını kayığa doldurup denize açılan, "kağıtsızlar!" Zulümden kaçan denize sarılırmış. Sarıldık.

Borcunuz borç, demek için söz aldım.
Siz elinizi kalbinize atmayın ben savaşı ölümle öderim, demek için, parmağıma kâğıt tekne bağlayıp söz aldım. Peşinize düşen alacaklılar değil borçlandığınız çocuklardır, Akdeniz çocuk mezarlığıdır, demek için dibe dalıp söz aldım. Eskiden ölmemek için kendi aralarında konuşan tanrılar, ölmek üzere olan insana yarım kalan cümlesini tamamlaması için, kalan sözcükler kadar ömür verirmiş. Annem, yol boyunca tanrılar ve yarı tanrılar gibi "ölümsüz" olmak için değil "ölmememiz" için masallar anlattı. İki masal arasında boşluk olursa ölüm kapıdaymış. Korkulu bir sihirle kapı aradık, ölüme rastlamak için. Ama Kavimler Kapısı'nda kapısız kalmıştık. Annem son nefesini ağzımıza paylaştırıp yeni bir masala başlamıştı: Tanrılar ölümlülerin başına felaket getirirlermiş ki ölümlüler bu felaketleri anlatabilsinler. İnsan yaşarken suskun ölürken konuşkan oluyormuş...

Beni hatırlarken, çocuk abimi unutmayın diye söz aldım.
İki yaş büyüğüm Galip, mavinin huyunu ölçen birinden duymuş; "Karpuz kabuğu denize düşmüş!" Bizim buralarda sokakta ayağı kayan çocuklar dağlara düşer. Hikayemiz şöyle; Mezopotamya'dan, Kobanê'den ayağımız kaydı ve denize düştük. Siz karpuza ve yaza başladınız, biz ölüme. Suları sularına, dilleri dillerine karışmanın yasak olduğu, herkesin birbirinin ömrüne karıştığı dünyada, dünyalıların saatleri var ama zamanları yok; akılları var ama kalpleri yok; devletleri var ama insanları yok. Dünyalılar bizi unuttukça biz de unuttuk hangi denize tutunacağımızı, hangi kavimle kardeş, hangi suyla heval olacağımızı şaşırdık.

Esas hikayemizin Kobanê'de kaldığını bilin diye söylüyorum...
Bizim aileden 12 kişiyi IŞİD öldürünce yaralı dedem Şeho gitmemizi istemiş. Dedemin yaralarını orada bırakıp Suruç'a gelmişiz. Yaraları şımaran dedem, anneme "Kobanê daha güvenli, dönün" demiş de annem şansını uzaklarda denemek istemiş. Abim Galip, dedeme; "Yanına Kobanê'ye gelmek istiyorum" demiş de ölüm daha hızlıymış. Ölümden ve kötülükten başka hiçbir şey kalmadı aklımda dünyadan ve dünyalılardan. Denize düşen ölüme sarılırmış. Sarıldık.

Ben Kobanêli Aylan Kurdî; iki koca yılım geçti şu yanlış dünyada...
Dünyadan ve dünyalılardan ölüm kaldı aklımda...
Tuz kaldı ölümden... Dünya çok tuzluydu.
Sonra deniz içtik ve öldük.


Karadeniz Ses

Toplam 680 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri