Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya DönAnasayfaya Dön12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mıgırtiç MARGOSYAN

Amigoluk Meselesi

19Nisan2015, 15:47
Mıgırtiç MARGOSYAN






Kirvem,

Osmanlı dönemindeki “vakanüvis”lerin yazıp çizdiklerine göre, imparatorluk sınırları boyunca devlet işlerinin hangi “nizam”da yürüyeceğine dair hüküm verip, bunu da “ferman”larla buyuran padişahlarımızın “irade”leri kılıçtan keskinmiş!

Kılıç, balta, pala, satır, usturadan çok daha keskin olan bu iradenin dışında, ayrıca temel taşı “adalet”e dayanan bu dirayetli “idare” sayesinde, hudutları; şahin, doğan, kartal, leylek, kırlangıç uçuşuyla, ya da çakal, tilki, tazı koşusuyla, veya özellikle de tosbağa yürüyüşüyle bilmem kaç ay, kaç yıl süreceği dahi kolay kolay hesaplanamayacak kadar uçsuz bucaksız imparatorluk topraklarındaki “tebaa”nın tümü; yine anlatılanlara bakılırsa kendi işinde gücünde, kendi “kâr”ında, müreffeh, mesut, mutlu yaşayıp gidiyorlarmış...
Keza yine kimi vakanüvislere göre daha daha sonraları, yani kahir ekseriyetini Mimar Sinan’ın yaptığı tarihi köprülerin altından akıp giden sularla birlikte, dünya ahvalinde  “devran” değişip, “mertlik” giderek hepten bozulunca, bu kez de eskiden dillere destan krallıklar, “zaman” denen uçsuz bucaksız ummanda birbirlerinin ardından tıpkı “eski çamların bardak oluşu” gibi birer birer yok olup giderken, aynı “kader”i paylaşan ecdatımız Osmanlı’nın da altın yaldızlı,akik, sedef ve fildişi kakmalı  anlı şanlı “taht”ı da bundan nasibini almış!
Ancak “fıtrat”ları mucibince önce boş bir arazi, bayır veya çayır bulur bulmaz, hemen keçi kılından yapılmış siyah bir çadır kurmakla işe başlayıp, akabinde de oba moba, beylik meylik derken zamanla bunu “devlet” katına çıkarıp, sonra da ne hikmetse tarihe gömen, ama bu bapta asla  pes etmeyip sil baştan yine aynı minvalde bir yenisinin temellerini atıp, bu yolda her defasında iki adım ileri bir adım geri “format” ında yürümeyi şiar edinen atalarımızın bu huyu hiç mi hiç değişmemiş!
Vakanüvislerin peşi sıra zamanla devreye giren kimi “yeniyetme” tarihçilerin yazıp çizdiklerine bakılırsa; “yedi düvel”in bir araya gelip, köküne kibrit suyu, kezzap dökerek tümüyle tarihin tozlu raflarına dehlemek istedikleri koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden yeni bir devlete, hatta ardından da nur topu gibi bir “cumhuriyet”e kapı aralayabildikse, bunu, yine atalarımızın bu huyuna, onlardan devraldığımız fıtratımıza borçluyuz çok şükür!
Nitekim bir zamanlar Osmanlı ecdadımızın tahtını gagalayan “ağaçkakan”ların yanı sıra, keza aynı iştahla kemiren “tahtakuru”larına rağmen, yılmayıp, körpe, taze bir cumhuriyetle birlikte “On yılda on beş milyon genç yaratıp,” “Anayurdu demir ağlarla örerken”, diğer yandan da geriye dönüp baktığımızda aslında zaman tüneli boyunca “medeniyet” kulvarında  aldığımız yolun sadece bir “arpa boyu” olduğunu, dolayısıyla yeni, yepyeni “hamle”lerle yola koyulmanın “zaruret”ini geç de olsa anlayınca, daha fazla vakit kaybetmemek için kollarımızı, paçalarımızı sıvadık!
Bunun için eskiden olduğu gibi yeni bir devlet kurup, hemen ardından yıkıp, sonra da “fırdöndü” misali bir başkasını kurmanın gari çok da kolay olmadığını,  üstelik tıpkı bizim gibi bir karış toprak, üç çakıl uğruna ölmeyi göze alan irili ufaklı sürüsüne bereket devletlerin yanı sıra, keza iki varil “petrol” hesabıyla birbirlerini boğazlamak için fırsat kollayan insanların bol kepçeyle harmanlandığı şu kırtıpil alemde, yeni bir devlet, yeni bir “macera” ya atılmanın “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” gibi bir risk taşıdığını az-çok çakozlayınca, ister istemez bu “sevda”dan vazgeçtik ama, huyumuz hiç değişmedi!
Vee… daha düne kadar “En büyük Türkiye, başka büyük yok!” diyerek ölümüne savunduğumuz bu “Büyük Türkiye”nin pabucunu dama fırlatıp, bunun yerine kağıt üstünde de olsa “Yeni Türkiye”nin “amigo”luğuna soyunup, dolayısıyla bir taraftan atalarımızın kulağını çınlatırken, diğer yandan da tıpkı geçmişini inkar eden “haramzade”lere mi dönüştük, kim bilir Kirvem!

Karadeniz Ses

Toplam 1599 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri