Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya DönAnasayfaya Dön12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Özcan  TEMEL

Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer

01Şubat2015, 20:01
Özcan TEMEL






Çanakkale içinde aynalı çarşı

Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah!

         Bu duygusal türküyü her dinleyişimde bir hoş olur, içim. Ve “bir hilal uğruna” nice “batan güneşler” gelir geçer, gözlerimin önünden. Bu topraklar için savaşan, al kanını toprağa akıtan; bu toprakları vatan yapan nice şehitler, nice gaziler… Hüzünlenirim, gururlanırım…

         Her evin bir şehidi vardır, desem abartı olmaz. Çocukluk yıllarımda, ekip dikmek için bellenen toraktan çıkan parmak boyunda ince boş kovanları toplardık. Bu kovanlar, çetin savaşlardan kalan son acı izlerdi. Bir de bu çetin savaşların belleklerden silinmeyen derin izleri: Öyküler, destanlar, türküler…

         Çanakkale Türküsü, kuşkusuz, bir ölüm-kalım savaşının acı çizgilerini taşıyor: “Çanakkale içinde vurdular beni / Ölmeden mezara koydular beni! Düşmana karşı gidip dönmeyen nice yiğitler… Bu yiğitlerden biri de Uzunömeroğlu Ömer. Ömer’in yaşam öyküsü, doğduğu yerden doyduğu yere yani gurbete giden hareketli Doğu Karadeniz insanının yaşam öyküsüdür bir anlamda. Ta Osmanlı döneminde başlayan gurbete gitme, başta İstanbul olmak üzere, büyük kentlere doğru, hâlâ, daha da artarak devam etmekte.

         Uzunömeroğlu Ömer, askerlik sonrası Kuşçulu’dan İstanbul’a giden orta boylu, ela gözlü, buğday tenli bir gurbetçi. Şirket-i Hayriye’nin gemisinde çalışan Ömer, daha yirmi dokuz yaşında iken 1908’de “Liman Kapudanlarına Mahsus Şahadetname” günümüz diliyle ’Kıyı Kaptanlığı’ belgesi alır.

İnternet üzerinden, yüz dört yıllık bu belgeye ulaşmanın derin sevincini duyumsadım, yüreğimde. Çabaladım fakat tamamını okuyamadım. Osmanlıca metinler konusunda uzman olduğunu bildiğim değerli arkadaşımın Yücel Bey, metni gün yüzüne çıkardı. Bu belgenin son bölümünde şunlar yazıyordu:

  “İsm ü şöhreti ve tabiiyeti (uyruğu) bâlâda (yukarıda) muharrer (yazılı) kapudan Bahriye Nezareti (Denizcilik Bakanlığı) Erkan-ı Harp dairesinde Seyr-i Sefâin (gemi işletmesi) şubesince liman sefâini (gemileri) kapudanlarına mahsus programdan bi’l-imtihan (sınavla) ibrâz-ı ehliyet ve liyâkat eylemiş olmakla (başarılı olduğundan) işbu sehâdetnâme mümâileyhe (adı geçen kişiye) ita kılındı (verildi).  

Mümâileyh (adı geçen kişi) ilel ü emrazdan salim olup (hastalık ve sakatlığı olmayıp) kuvve-i sâmia (işitmesi) ve bâsiresi (görmesi) de hâl-i tabide bulunduğu (eksiksiz, tam olduğu) meclis-i sıhhıye-i bahriyenin (deniz sağlık kurulu) ilamından (raporundan) anlaşılmıştır. Fi 16 Temmuz sene 326 (16 Temmuz 1908)”.

  Artık gemilerde kaptandır, Uzunömeroğlu Ömer. Boğazın bir yakasından diğerine kömürlü, yandan çarklı gemisiyle bir kuğu zarafetinde süzülmektedir, her gün. Mutludur, huzurludur; fakat bir yandan da kaygılıdır. Çalıştığı yıllar Osmanlının zor dönemleridir. Balkan Savaşları, iç çekişmeler, ayaklanmalar… Nihayet, 1914 yılında başlayan Çanakkale Savaşı. Ömer Kaptan’a sefer görev emri çıkar. Vedalaşır eşiyle, küçük kızıyla, Çanakkale’ye, düşmana karşı durmaya gider.

Bu öyle bir savaştır ki dünyanın birçok ülkesinden topladığı askerlerle hem denizden hem karadan yüklenen sömürgeci, paylaşımcı güçlere karşı Mehmetçiklerimiz göğsünü siper ederek kahramanca çarpışmaktadır. Bu durumu,  Mehmet Akif Ersoy şöyle dile getirir:

Eski dünya, yeni dünya, bütün akvâm-ı beşer

Kaynıyor kum gibi tûfan gibi mahşer mahşer.

         Evet, İngilizler, Fransızlar ne kadar sömürgesi, işbirlikçisi varsa şairin belirttiği gibi “Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela!” hepsini toplayıp getirmişti, Çanakkale’ye. Çetin deniz ve kara savaşları oluyordu. Mehmet Akif’in diliyle gökler “ölüm indirmede”ydi; yer “ölü püskürmede”! Topraklarını can vere vere savunmaktaydı, kahraman Mehmetçikler…

         Bu savaşta, kahraman Mehmetçikler, sonuçta, saldırgan güçlere ummadıkları büyük kayıplar verdirmiş, hazin bir yenilgi tattırmış; tarihin zafer sayfasına altın harflerle “Çanakkale Geçilmez”  gerçeğini not düşürmüştür.

         Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen Çanakkale Savaşı’nın izleri, anıları, acıları, başarıları hâlâ, tüm canlılığı ile belleklerde… Büyük Atatürk’ün emrindeki askerlere “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum!” deyişi; isabet eden bir merminin kalbinin üstündeki cep saatini parçalayışı. Gece yarısı ışıklarını karartarak boğaza döşediği mayınlarla savaşın seyrini değiştiren Nusret mayın gemisi… Tek başına koca top mermisini sırtlayan Seyit Ali Onbaşı; Mehmet Akif’in yürekten duyarak dizelere döktüğü anıt şiir, Çanakkale Şehitlerine; efsaneler, destanlar, ağıtlar, söylenceler… Yanmış yakılmış topraklar, şehit mezarları, tüyler ürperten, gurur veren görkemli Çanakkale Şehitleri Anıtı ;  yamacında kocaman bir Mehmetçik figürü ve onu tamamlayan “Dur yolcu! Bilmeden Gelip Bastığın / Bu Toprak Bir Devrin Battığı Yerdir!” yazısı…

         Çok sayıda şehidi, gazisi, çok sayıda kahramanı vardır, Çanakkale Savaşı’nın. Efsaneleşmiştir, Çanakkale; efsaneleşmiştir, Mehmetçikler… Faruk Nafiz Çamlıbel’in söylediği gibi “Diriler şerefli ölüler şanlı!” bir savaştır, bu.  Bu savaşta, can veren, kan döken “ Yurt için dövüşen başı dumanlı” nice adsız kahramanlar... Uzunömeroğlu ailesinden Temel Ömer’in oğlu kaptan Ömer de atsız kahramanlardan biri. Gitmiş, dönmemiştir. “Bu topraklar için toprağa düşmüş”,  şehit olmuştur.

         Geride genç eşi ve biricik kızı! İşte o biricik, küçük kız, o şehit kızı Sebahat’tır. Küçük Sebahat büyüdü. Nice şehit kızları gibi babasıyla gurur duydu. Göğsüne gururla takacağı Osmanlı’dan kalma bir devlet nişanı ya da bir övünç madalyası olmadı, Sebahat’ın fakat ruhunda, kalbinde, beyninde daima bir gurur, bir övünç madalyası oldu. Yansıtmadı, duygularını… Kibirlenmedi, büyüklenmedi; daima ağırbaşlı, olgun, yapıcı, koruyucu, sevecen bir kadın, bir anne oldu.  Mütevazı yaşadı; mütevazı göçtü, bu dünyadan…

        


Karadeniz Ses

Toplam 1957 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Toplam 1 Yorum Yazılmıştır.

Dursun Alaçam [ 14Şubat2015, 13:21 ]
Hocam Selamlar NAsılsınız. Çok güzel yazı kaleme almışsınız. Görele lisesi öğrencisiyim. Edebiyat dersimize giriyordunuz. Hocam Çanakkale ruhu tekrar canlandı inşallah

Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri