Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya Dön Anasayfaya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Beton Mezarlar...!

20Nisan2015, 06:23

Bir delikanlının mezarı, beton dökülerek koruma altına alındı. Ailesi döktü betonu.


Zaten daha bir hafta kadar önce oğullarının kurşunlarla delik deşik olmuş cesedini almışlar, köylerine getirmişler ve izansızlar, ahlaksızlar ve vicdansızlar  köyün mezarlığına gömmelerine izin vermedikleri için evlerinin bahçesine gömmüşlerdi. Evleri kurşunlandı, resmi sivil faşistlerin tehditleri havalarda uçuştu.  Şimdi de, ancak gözü dönmüş manyaklar diye tanımlayabildiğim yaratıklar, ölü bir çocuğun bedenini yattığı yerden çıkarıp paralamasınlar, bir yerlere atmasınlar, sokaklarda sürüklemesinler diye beton döktüler mezarına, leş yiyicilere teslim etmediler.

Aynı olayda ölen diğer delikanlının ailesi, büyük şehirde olduğundan, bir mezarlığa gömülebildi.  Oğullarını, arkadaşlarına, yoldaşlarına emanet edilebildiler…
Şafak ile Bahtiyar’dan söz ediyorum…

Şafak ile Bahtiyar’ın eylemlerini beğenirsiniz beğenmezsiniz, faydalı bulursunuz bulmazsınız,  –ki bu konuda biraz kafanız açılsın istiyorsanız sevgili arkadaşım, Ayşe Düzkan’ın sendika org.da 9 Nisan 2015’ günü yayımlanan “mesele çağlayan değil, gayet iyi anladın…” başlıklı yazısını okumanızı hararetle öneririm, o bağlamda onun sözünün üstüne ekleyebileceğim tek bir söz bile yok-  ama şöyle bir yanı var;   hepimizin istediğine hiç kuşku duymadığım bir şeyi, farklı bir yöntemle istediler. “Berkin’in katillerini teslim edin” dediler.

Berkin, polislerce gaz fişeğiyle kafasından vurulalı iki yıla yaklaşıyor, aylarca komada kalıp 16 kiloya düşüp ölmesinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Hepiniz biliyorsunuz. Çünkü ölüm yıldönümünde sosyal medya hesaplarınızdan bol bol anma mesajı attınız. Kiminiz Okmeydanı’na, mezarlığa anma törenine gitti, çoğunuzun ise her zamanki gibi gayet makul mazeretleri vardı, ama anmadan da geçmek istemediniz, özenle yazıp mesajlarınızı, attınız.

Siz de biliyorsunuz ki, Berkin’in öldüren gaz tüfeğinin tetiğini çekenlerin kim olduklarını biliyorlar. Emniyet zaten biliyor, rehin alınan savcı da biliyordu, ondan öncekiler de. Her ne kadar titrek sesleriyle televizyonlarda “şehit savcımız bu dosyada en fazla ilerlemeyi kaydetmiş kişiydi” deseler de birileri, olayı “karanlık güç odaklarının ilerleme kaydeden savcıyı ortadan kaldırmak için kurdukları komplo” olarak tanımlamakta ısrar etseler de öyle olmadığını da biliyoruz. Çünkü BirGün’den Ayça Söylemez, “acaba gerçekten öyle mi?” diye merak edip avukatlarla konuştu, bir arpa boyu yol gidilmediğini böylece öğrenmiş olduk. Çünkü gün boyu kimseye bir şey olmasın diye uğraşıp didinen Sami Elvan’ın ağzından da böyle bir cümle hiç dökülmemişti zaten. Sonra Gülsüm ve Sami Elvan’ın herkese ama istisnasız herkese “artık sesinizi kesin” dedikleri o kurşun gibi ağır yazıda da söz edilmedi bundan. Ortada ilerleme sağlamakta olan bir savcı yoktu zira, dosyada “dostlar alışverişte görsün” kabilinden ufak tefek hareketler vardı sadece…




Hoş, düşünüyorum da, hani bütün o  ilerlemeler sağlanmış, katiller mahkemeye çıkarılmış olsaydı ne olacaktı ki? Gözümüzün önünde vurulan Ethem’in katiline, öldüresiyle dövülürken kameraların kaydettiği görüntülerini defalarca izleyip, kim olduklarını istisnasız herkesin çok iyi bildiği Ali İsmail’in katillerine ne olduysa o olacaktı büyük ihtimalle. İşte Abdocan’ın duruşmaları ortada, Ahmet Atakan’ın bir dosyası var mı onu bile bilmiyoruz. Ayvalıtaş ailesi her duruşmada şiddete, hakarete uğruyor. Hasan Ferit Gedik’in katilleri arkalarına devletin polisini, savcısını, hakimini falan alıp herkese utanmadan küfür kafir ayar veriyorlar. Her duruşmada gaz, dayak, şiddet, rezillik…

Berkin’e gelince;
Sosyal medyacılardan başlayarak sorayım; Hiç düşündünüz mü, gazeteci Elif Ilgaz’ın Berkin’in ölümünden beri bıkıp usanmadan, yılmadan her gün attığı –“Berkin vurulalı  …. gün oldu, katilleri hala yakalanmadı”- tweetini her gün topluca, binlerce retweet etseydiniz ya da, her gün belli bir saatte hashtag’li bir kampanyaya dönüştürseydiniz ve bundan hiç sıkılmasaydınız, bıkmasaydınız, yılmasaydınız acaba bir şeyler değişir miydi?

Acaba Berkin için yapılan onca eyleme gerçekten katılsaydınız, bir şeyler değişir miydi? Acaba binler, on binler olup Adliye’nin, Emniyet müdürlüğünün önüne yığılsaydınız ve Berkin’in katillerini isteseydiniz, bir şeyler değişir miydi?  Bilmiyoruz, çünkü bunların hiç birini denemedik, denemediniz.. Ama, Şafak ile Bahtiyar bir şey denediler. Onaylarsınız onaylamazsınız, beğenirsiniz beğenmezsiniz, bir şey denediler.

En dar, en sisteme yontar anlamıyla  bile adaletin “a”sının  yanından geçmediği bir adalet sistemini, her gün bıkıp usanmadan yakındığımız o rezil, aşağılık, iler tutar yanı kalmamış, sıkıyönetim dönemlerinin bile fersah fersah gerisine düşmüş, hiçbir inandırıcılığı, saygınlığı kalmamış, bir sistemi bir de “böyle” teşhir etmeyi denediler.

Berkin’in dosyasına bakan avukatların o savcının kapısını aşındırdıklarına hiç kuşkum yok. Ailenin çabası, uğraşı, verdiği mücadele hepimizin gözünün önünde yaşanıyor. Gezi’de ölen çocukların ailelerinin verdiği mücadelenin tanıklarıyız. Ama gerçekten hepimizin içini soğutan, “işte bakın,  oh be, bu da oldu” dedirten bir sonuçla karşılaştınız mı?

Görüntülerde o kapıdan içeri girdikten sonra buluşan iki delikanlıya bakıyorum, müthiş sakin, sohbet ede ede ilerliyorlar. Oysa ikisi de muhtemelen o geceden sağ çıkmayacaklarını, ertesi günün sabahını göremeyeceklerini biliyorlar. Bu bilme hali, ölüme müthiş bir sükunetle ilerleyen o iki çocuğun kararlılığı dokunuyor  bana en  çok.  Bu çocuklar, ertesi gün, -bir iki muhalif dışında- tekmil medya ve tekmil erkan tarafından “terörist” ilan edileceklerini de biliyorlardı muhtemelen. Edildiler de zaten.

Şafak ile Bahtiyar  Annesinin sözleriyle henüz 13,5 yaşındayken hedef gözetilerek kafasından vurulan ve  komadayken 14 yaşını doldurup 15’ine bastıktan kısa bir süre  sonra ölen   bir çocuğun katillerinden başka bir şey istemediler. Bu ülkede başkaldırmışlara, ezilen kim varsa herkese hiç nasip olmamış bir şeyi, “adaletin tecellisi”ni istediler.Arkasında ne ararsanız arayın. Bundan daha meşru bir talep yoktur. Bundan daha haklı bir talep yoktur ve belki de uğruna bundan daha ölünesi bir amaç da yoktur.

Şimdi aynı oportünist  tavırla “Az daha sabredilseydi Berkin’in katilleri bulunacaktı, şimdi hiç çıkmayacak ortaya” diyorsunuz ya, doğruyu söylemiyorsunuz. Çıkacak gibi olsaydı eğer, o savcıdan çoktan alınırdı o dosya ve siz de gazetelerde küçük bir haber olarak okurdunuz belki. Twitter’dan, Facebook’tan  öğrenir, hayıflanır, söylenirdiniz.  “Ya hiç öyle olur mu, muazzam bir miting düzenler, kapıya dayanır, alırdık Berkin’in katillerini” diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsunuz… Üstelik Berkin’in asıl katilinin kim olduğunu zaten hepiniz biliyorsunuz.

Bir şey daha söyleyeyim size,  bu ülkede yeni doğan çocukların isimlerine dikkat ediyor musunuz? Geçenlerde bir Berkin doğdu, bir Ali doğdu, bir Ethem doğdu… Emin olun, Şafak ile Bahtiyar da doğacak… türküler onlar için de yakılacak inanın.Çünkü onlar, “kör bir terör eylemi” yapmadılar. Çünkü onlar  insanın insan olduğu günden beri peşinde olduğu bir şeyi istediler, Yalnızca adalet istediler ve bunun için canlarını feda ettiler.  Bunu hiç unutmayanlar mutlaka çıkacak, size söyleyeyim!.İdem ERMAN/ RED HABER

Karadeniz Ses

Toplam 922 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz


KARADENİZDEN HABERLER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri