Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya Dön Anasayfaya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa

08Ocak2015, 12:35

İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.


Konumunu muhalefet olarak tanımlayanlar, tek işlerinin muhalif söylemlerle, iktidarların yapıp etmelerine muhalefet etmekle sınırlı olduğunu mu sanıyorlar. İzlediğimiz, ülkenin en büyük muhalefet partisi, nerdeyse siytasi enerjisini iktidarın tercümanı misali sözlerden ileri gidemiyor.

Şöyle söyledi, böyle yaptı açıklama tarzı siyasetten öteye geçemiyor. Sanıyorlar ki, halk yapılanları anlamaktan, görmekten aciz de tercümana ihitiyaç var.

Yabana atılmaz büyüklükte sermaye olarak kalan parti kitlesi sabırla ve umutla bekliyor kurucu iradenin kurduğu parti günü anlayacak ve ileri görüşler serdedecek diye. Ancak nafile, parti kurmayları tercümanlıkda kararlı ve nerdeyse inançlı ve sabırlı kitlenin erimesini, kendilerini takip etmemesini bekliyor gibiler.

Ne ülke, ne bölge ne de mahalli (Belediyeler) ölçekde dişe dokunur projelerden ve retorikten uzaklarda vakit geçiriyorlar. İktidarın yanlışlarını anlatmaktan bir adım ileri gidip ülke geleceğine ilişkin söz etmekte niyetleri yok mu acaba?

Güçlü siyasi gelenekten gelirken yaptığnız siyaset, toplum problemlerini çözmenin dışında kalırsa; başarısız, hercai ve harcı alem işler yapan siyasi mirasyediden öteye geçemezsiniz. Yeni siyaset ğretemezseniz önünde sonunda sermayeniz erir ve müflis olursunuz.

Ey iflası hedeflemiş düşünce yoksunu siyasiler; size acımam da,yıkımların altında kalan halka yazık oluyor.

                                                     ***

Puzzle’da koşul; parçaların düzgün kesilmesi, renk uyumunun tutturulması ve düzenlenirken sıralamanın atlanmaması gibi basit kurallara dikkatten geçer.


Sözlü ve yazılı ifadelerde de önce sözcükleri seçmek, seçilen sözcükleri cümle içine yerleştirmek, cümleleri anlaşır hale getirmek esastır. Sonra cümleleri paragraflar içine serpiştirmek ve paragrafların sırlamasına geçmek.
Nasıl ki puzzle’da düzgün kesilmemiş parçalar işinizi zorlaştırır hatta anlamsızlaştırır veya çirkinleştirir, ifadelerde kullandığınız kelimeler de cümlelerinizi, cümleler paragrafları, paragraflar ifadenin tümünü etkiler.

Puzzle Üstünden  Dil Ve İfadeye Bakış Puzzle’da koşul; parçaların düzgün kesilmesi, renk uyumunun tutturulması ve düzenlenirken sırlamanın atlanmaması gibi basit kurallara dikkatten geçer. Sözlü ve yazılı ifadelerde de önce sözcükleri seçmek, seçilen sözcükleri cümle içine yerleştirmek, cümleleri anlaşır hale getirmek esastır. Sonra cümleleri paragraflar içine serpiştirmek ve paragrafların sırlamasına geçmek. Nasıl ki puzzle’da düzgün kesilmemiş parçalar işinizi zorlaştırır hatta anlamsızlaştırır veya çirkinleştirir, ifadelerde kullandığınız kelimeler de cümlelerinizi, cümleler paragrafları, paragraflar ifadenin tümünü etkiler.


Kolomb ve Benzerleri İşgalci Sömürgeci Köleci Katillerdir

Amerika’nın ilk insanları, bilim çevrelerine bakılırsa Asyalı ziyaretçi ya da göçerlerdir. Ve o muhtemel Asyalılar,  Kolomb ve diğer işgalci sömürgeci katillerden binlerce yıl önce, özgün adlarıyla onlarca uygarlık alanı kurmuşlardı.



Kolomb ve benzerleri zenginleşme hırslarının kıskacında zulüm, işkence, esaret ve iğrenç katliamlarıyla yayıldılar Amerika, Amerika değilken. Amerikalı olmayı bilmez, düşünmezken ve zorla ülkelerinin adının Amerika koyulmasına direne halklar kendi unvanlarıyla; Kolomblardan habersiz kendilerince yaşayıp gidiyorlardı.

Ve

Kolomblar, kirli ayakları, ölüm kusan silahları ve ota, çöpe, canlı cansız ne varsa her şeye el koyma niyetleriyle işgale giriştiler keşif adıyla meşrulaştırarak caniliklerini.

Kolomblar masum kaşifler değil, sömürgeci canilerledir!

                                ***

Milletin Mutsuzluğundan Mutluluk Çıkaranlar

Tek tek kişilerin insanlık dışı davranışlarını umursamayabilir,  geneli etkisi altına alamadıkları sürece gülüp geçebiliriz.

Hem iktidarız hem de muktedir diyerek, Milletin her tür mutsuzluğundan, mutluluk; acılarından keyif alan; dur durak bilmeden yerleşik ülke değerleriyle oynayan, gerekli gereksiz dayatmalara kalkışan devlet adamlarına demeli?

                                     
                                         ***
 

Hemşerimiz İdris KÜÇÜKÖMER

Yazarı, çizeriyle oldukça çok hemşerimiz var. Yüceller, Kaçarlar, Eyüboğulları, Şefik Hüsnüler,Burhan Temeller ve niceleri. Satılık uşaklar cirit atarken alemde, hepsi de dik durmuşlar.Yanlış yapmışlarsa da;kendi eksiklikleriyle, kendi adlarına, tarafsız yanlışlarıyla kalmışlar.
Birileri besleme oldukları, birilerine hizmet etmek için; doğruyu bilerek ve halkın çıkarına aykırıyı ortaya koymuşlar bile bile, yanlış ve yanlı işlere emek vermşler.
Kültür Bakanlığı yayınlarından çıkan (Ertuğrul GÜNAY'ın katkısıyla) İdris KÜÇÜKÖMER'i farklı yazarların kaleminden anlatan, önemli bilgiler içeren kitabı okuyorum. Kusurları varsa bile hemşerimizin, başkalarına yaranmak için değil kendi eksikliğinden kaynaklanmış.
İki tür eksiklik var yani, biri kasıtlı, diğeri görüş darlığı. Görüş darlığı da tehlikeli ama kasıtlı eksiklik tehlike sınırlarını zorlamakta ve vahim zararlar ve ihanet içredir. 


İdeolojilerin Saflık Derecesi


Emek/Sermaye çelişkisi sürdükçe emeğin ve sermayenin ayrı ayrı ideolojileri de olacaktır. Emek doğrudan kendi snıfsal taleplerini ortaya koyacak, ancak, Sermaye;emek cephesinin taleplerini, söylemlerini ideolojisine siper edecek; emek cephesinin içine saklanarak ulusal çıkarları öne çıkaracak fakat emekçilerin beklentilerini asla hayata katmayacaktır!
Ve emek cephesini oyalayan, durduran, engelleyen, boğan, sendikal birliğini bozan ve yandaş sendikalarla pasifize eden siyasi organizasyonların iktidarını sürekli kılar.
Sermaye kesimi, işçi, emekçi ve dar gelirli köylü hareketini engellediği sürece hükümetlerin ve hükümet edenlerin tüm kusurlarını görmezden gelirler.

Tarihten Ders Almak

Tarih, ders alınmak için değil de, tarih dersinden not almak için okununca;tekerrürden ibaret oluyor.
Yakın, birlikte yaşadığımız  tarih, kimlerin halkına rağmen ayakta kalamayacağına tanıklık etti; an be an canlı canlı izledik, ibretlik halleri gözlerimizle gördük.
Buna rağmen;halkına kulaklarını tıkayan, gözlerini kapatan ve tersine sözler etmekten geri kalmayanların gafletini, hayretler içinde izlemeye devam ediyoruz. Onların başına gelen bize uğramaz,dersimizi ve tedbirimizi aldık demeye getiriyorlar sanırım. Sonra da "tarih tekerrüden ibaret" sözüne sarılıyorlar.
Demek ki tarih okuma ve tarihsel olayları canlı canlı izleme gereğince değerlendirilmiyor?

CHP Kurtarıcı mı Arıyor


CHP, iktidarı hedefleyen partilerden; iktidara en yakını, ilk akla gelenidir. Gelin görün ki, kamuoyundaki algısı giderek farklılaşıyor.

İktidara yürüyen partiler, halkın umdu, devletin, milletin kötü gidişatına son verip kurtarıcı partilerdir. Oysa CHP’nin halk indindeki durumu beklenenin tam tersi. Parti zayıflamış, müzmin hastalığa teslim olmuş ve kurtarıcısını bekliyor. Görüntü, yönetimin tavrı, genel meşguliyeti başka anlamlarda yorumlanamıyor.

Kurtarıcı; ideolojinin, programın ve parti kolektifinin önüne geçerse, parti olmaktan çıkar. Şirketleşmeyi taklit etmiş olur hatta tartışmasız şirket kimliğine indirgenmiştir.

CHP’ye keza hiçbir partiye kurtarıcı aranmaz, aranırsa ve bulduk sanılırsa da partiler kurtarılamaz. Yakın geçmişte çok güçlü partilerin nasıl eridiğini, kurtarıcı formülleriyle yaşanan işe deneyimlerin nasıl hüsranla sonlandığını unutmuş olamayız.

Siyasi partiler günü yakalayan sağlam ideolojiler ve parti kolektivizmini harekete geçirmekle mümkündür.

Ve hatalar katlanır, Lozan organizatörünün torunu geçmişini gölgeleyecek acze düşerse,  kale gibi görünen Şişli Belediyesi de kaybedilir.

                                           ***  

Kim Kime Neyi Anlatamadı? 


Seçim sonuçlandı, seçmen tercihi sandıklardan dökülüverdi.
Hesap verecekler; herkese rağmen adaylıkda diretenler ve sizesunduğumuzu oylayacaksınız demekte direnen despot aday bezirganlarıdır.
 Anlatamadık, anlayamadılar, elektrikler kesildi, mühürler mürekkeplenemedi bahaneleri anlamsızdır
.
Kim ne derse desin kesin kararını verdi. Demek istediğini sıralarda bekleyerek hiç karşılık beklemeden; karşılık bekleyenleri, karşılık beklediklerini bile bile oylamaya gitti ve oyladı.

Karar belirleyicelerin çoğu beklediğini bulamadı. Hayal kırıklığı, hayalsizlikten doğdu aslında. Halkı tanıyıp kanaat oluşturmak yerine, halkın kanaatini değiştirmek, ters yüz etmek isteyenler, vahametle yüz yüze kaldılar. Yüzleri gözleri, yüze göze bakamayacak duruma geldiyse de, halkın bilinçsizliği yüzünden kazanamadıkları türküsüyle çırpınmaktalar.

Hala ne olduğunu anlayamamanın şaşkınlığıyla yorgunluktan bitap anlaşılmaz cümlelerin arkasına sığınma gayretleri nasıl da iç burkuyor. İçleri burkulasılar, halka rağmen kirli, beceriksiz adaylarda direndik demek cesareti gösteremeyenler.
                                    ***

Öfkeden Huzur ve Güven Çıkar mı?


Dikkatimi çekmiştir, kurulan her hükümetin ilk demecinin, ilk sözleri ; “hükümetimiz huzur ve güven ortamını…” diye başlar. Siyasilerimiz tam tersine, felaket tellallığyapmakta yarışıyorlar.

İktidar can derdinde diyelim ya muhalefet; iktidarın ecel korkusunu pekiştirmekten öte çabanın ötesine geçemiyor. Her iki kesimin o tak siyaseti, gerilimi ve melaneti artırmak. Sanki aynı kaynaktan beslenen, aynı erkin değişik versiyonlarını oynuyormuş izlenimi yaratıyorlar. Kimsenin umurunda değil huzur ve güven. Hatta huzursuzluk ve güven eksikliği yaratmak için özel çaba içindeler.
Demek ki hükümetlerin ilk hedefi “huzur ve güven” temini olduğu kadar, muhalefetin görevi de huzur ve güvenin sürekliliğini sağlamayı hedeflemelidir. Hükümet şirazeden çıktığında, muhalefet, toparlanmayı becerirse görevini yapmış sayılmalıdır.

Gerilimle, toplumu kutuplaştırarak, kutuplara kin ve öfke tembihleyerek “huzur ve güven” temini mümkün müdür? Alışılagelmiş temel hedeften uzaklaşarak hükümet etmeyi seçmekle, ne kadar hükümet edile bilinir?

Ve asıl sorun; yeni tarz öfke ve gerilim siyaseti ile vatandaşı bölerek hükümet ve muhalefet etmekle,  devleti temsil eden hükümetten ve muhalefetten söz edile bilir mi?

                                    ***

Sıkmadık El Çalmadık Kapı Bırakmayacağız Bayrağımızı Dikeceğiz!

Belediye Başkan Adaylarının değişmez argümanı,  “sıkamadık el, çalmadık kapı bırakmayacağız ve birlikte yöneteceğiz” içi, dışı boş ve belediyecilikte karşılığı olmayan, aslında; çaresizim, yapacak projem, programım, taahüdüm ve tahayyülüm yok,itiraf eden aczin ifadesidir. 

Bayrak dikmekse, çağ dışı, ilkel fetihçi, işgalci, ilhakçı anlayışın zavallığa bürünmesinin tezahüründen, dışavurumundan başkası değildir.

Aday olduğu kente ilişkin planı, programı, aklı karışık, başlarken telaş içinde olan, ama illaki adaylık diyen Adayların, sığınağı ve yegâne dayanağı anlamlıymış “gibi” görünen bu herkesin ezberindeki sözlerdir.

Es kaza seçimi kazandılar diyelim; birlikte yöneteceğiz vaadini rafa kaldırırlar. Kendilerine oy vermeyen seçmenin temsilcileri meclis üyeleriyle yönetimi paylaşmaktan kaçınırlar. Son derece kıskanç ve sahiplenici davranarak, yönetime çöreklenirler.

Hatta kendi meclis üyelerini de dışlayarak, oligarklar yönetimini tesis derler. Demokrasi kültürü edinmek ve demokratik yönetimler kurmak çok zordur, çok!

                               ***


Modern Devlet İçselleştirilemeyince Kaos Kaçınılmazdır

Modern devleti, modern öncesinden hukuk uygulaması ayırır.
Modern öncesinde,  sözel geleneksel, örf, adet kurallarıyla bireysel kararlar geçerlidir. Her ne kadar kurumsal yapı varsa da, yasama organının yargısı yoktur.

Modern devlette, hukuk; evrensel kuralları içeren, yasama organının millet adına yaptığı yasalar ve bağımsız mahkemeler eliyle temin edilir. Ancak, bağımsız mahkemelerin güvencesindeki hukukun egemen kılınması, modern devletin içselleştirildiği insanlar topluluğunun yaptığı yasamayla mümkündür.

Aklı modern ötesi, gövdesi modern içinde olanların, modern devleti yönetmesi kaos yaratmadan öteye gidemiyor. Mahkemelerin asli görevini kavramaktan uzak veya mahkemeleri sadece muhalifler için kurumlar sayanlar, toplumsal barışı kurmaktan da uzaklaşırlar.

Yasa koyucular, yasaların ve bağımsız mahkemelerin kendilerini de yargılayacaklarını kabul etmediklerinde, modern devleti içselleştiremezler ve devlet yönetmekte acze düşer, bunalım yaratmaktan kurtulamazlar.

**

Ey

iyasette Stratejik (Ana) Ortak Hedefler ve Taktik Ayrılıklar

Siyaset dilinde sağ, sol, ılımlılar, aşırılar vb ayrımı dogmalar düzlemindedir. Hayatta ise tanımların karşılığı onlarca farklı biçimde ifade edilir. Birbirini çağrıştıran, aynı başlık altında bilinmesine rağmen, yan yana bile gelemeyen siyasi organizasyonlar, adeta yekdiğerinin kuyusunu kazarlar.

Tek örnekle kısaca değin dikte; sosyalist siyaset denildiğinde akla gelen örnek, akıllarda, stratejik biricik nihai hedef şekillenir. Ancak yolculuk tasarımları, taktik hedefler bakımından onlarca sosyalist siyasetle karşılaşırız.

Keza sağ, aşırı sağ (genel kabul gördüğü için kullanılıyor) söz konusu olmasına karşın, onlarca değişik söylemi, planı, projesiyle siyaset yapan parti seçeneğiyle karşılaşırız.

  Siyaset iktidar olmak için yapılır. Stratejik birliğe rağmen, taktik ayrılık, iktidar yolunda dağınıklık yaratır. Biraz köklü, ötekilerden güçlü görünen diğerlerini bölücü ilan eder. Oysa temel ayrım ve hedefe gidilen yol tam da taktik aşamalarda, hedefin kesin adını koymakta yatar. O nedenledir ki “bölücülük” sıfatını kimse kimseye yakıştıramaz.


Karadeniz Ses

Toplam 2208 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Toplam 2 Yorum Yazılmıştır.

faruk n. [ 20Ağustos2014, 19:39 ]
UZUN PLANDA EMPERYALİZMİN YAPMAK İSTEDİĞİ, TÜRKİYEDE VE BÜTÜN SÖMÜRGELEŞTİRİLMİŞ ÜLKELERDE İKTİDARDA VE MUHALEFETTE DİNCİ-CEMAATCİLERİN OLMASINI SAĞLAMAK.
ORTADOĞUDA UZUN ZAMANDIR BAŞARDIĞI BU.
SOSYALİZMİN UNUTTURULMASINI SAĞLAMAK, SOSYALİZMİ UNUTTURMAK, BÜTÜN ÜMİTLERİ, EMPERYALİZMİN KONTROLÜNDEKİ DİNİ CEMAATLERE BAĞLAMAK.
BİR ZAMAN SONRA TÜRKİYE DE İKTİDARDA TAYYİP VEYA BENZERİ DİNİ CEMAATİN OLMASINI SAĞLAMAK, MUHALEFETTE EKMELETTİN BENZERİ BİR MUHALEFET VEYA FETTULLAH GİBİ BİR GERİCİ CEMAATCİNİN OLMASINI SAĞLAMAK EMPERYALİZMİN HEDEFİDİR.
BU GÜNKÜ SÖMÜRÜ DÜZENİ, LAİK, CUMHURİYETCİ ÜMİTLERLE AYAKTA TUTULAMAZ.
BU DİNCİ-CEMAATCİ İKTİDAR- MUHALEFET SİSTEMİNİN SİNSİ UYGULAYICISI AKP DEĞİL CHP'NİN POLİTİKASIDIR.
AKP TIPKI DİĞER DP, AP, RP, ANAP PARTİLERİ GİBİ BİTECEK, CHP BU POLİTİKAYI SÜRDÜRECEKTİR.
SİSTEM AKILCI, BİLİM YANLISI POLİTKALARLA AYAKTA DURAMIYOR. DURAMAZ. İNSANLAR BAŞLARINA GELEN SOYGUN VE FELAKETİN KADER OLDUĞUNA İNANMALI, BAŞKA BİR UMUTLARI OLMAMALI.
BUNA KARŞI GERÇEK SOLUN AMACI, HALKIN BU POLTİKAYI VE İHANETİ ANLAMASINI SAĞLAMAK OLMALI, BUNU BAŞARMAK ZOR DİYE VAZGEÇMEMEK İNATLA ANLATMAK BİZİM GÖREVİMİZ...

F.N.
faruk n. [ 26Mayıs2014, 15:58 ]
İDEOLOJİLERİN EN İLGİNÇ TARAFI; İŞVERENLER KENDİ İDEOLOJİLERİNİ HEMEN TANIYORLAR. HATTA SERMAYE SAHİPLERİ YALNIZ KENDİ İDEOLOJİLERİNİ DEĞİL KENDİLERİNE KARŞI OLAN İDEOLOJİLERİ DE ADETA OTOMATİK OLARK TANIYORLAR. BUNUN İÇİN EĞİTİM ALMALARINA DA GEREK YOK.
ANCAK İŞÇİLER, YOKSULLAR KENDİ İDEOLOJİLERİNİ TANIYAMIYOR. HATTA SERMAYE SAHİBİ GİBİ DÜŞÜNÜP SERMAYENİN İDEOLOJİSİNİ KENDİ İDEOLOJİSİ SANIYORLAR.

TABİİKİ BU KENDİLİĞİNDEN OLMUYOR. İŞCİLERİN YOKSULLARIN KENDİ İDEOLOJİLERİNİ ANLAMAMALARI İÇİN SERMAYE SAHİPLERİ ÖZEL PROPAGANDA VE EĞİTİM FAALİYETLERİNİ BİNLERCE YILDIR SÜRDÜRÜYOR, GELİŞTİRİYOR.

YANİ BİR İDEOLOJİNİN VAROLMASI YETMİYOR. AYRICA BUNUN NE OLDUĞUNU ANLAYACAK İNSANLARIN DA OLMASI GEREKİYOR.

KONU BASİT FAKAT ÇOK ÖNEMLİ.

Tüm Yorumlar


AFORİZMALAR


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri