Kurbansız Bir Bayram Kahvaltısı Mümkün  |  Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı  |  Yakılan HDP Hopa İlçe binasına 'inadına barış' pankartı  |  Trabzon'da Linç Girişimi  |  Kıyıya Vuran Bir Çocuk ve Sorular, Sorular...  |  Bir Çocuğun Ölümü: Acıdan Siyasi Mücadeleye  |  Rize'de AKP'li başkandan seçim tehdidi: Oy vermezseniz havaalanı yok!  |  Samsun’da HDP mitingine faşist saldırı  |  Aydın Çak'ı Kaybettik...  |  Bartın’da HDP İl Başkanlığı’na faşist saldırı  |  
MURTEZAOGLU


UNUTULMAYANLAR
REKLAM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
REKLAM
ÖNEMLİ LİNKLER
REKLAM
İLAN - DUYURU
EN ÇOK OKUNANLAR
REKLAM
İSTATİSLİK

Anasayfaya Dön Anasayfaya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


28 Kanunisani'yi UNUTMA!

28Ocak2015, 07:52

'Onbeş Kesik Baş, Onbeş Arkadaş, Yoldaş... '


Bugün 28 Ocak… Eski söyleyişle 28 Kânunisani… Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının Karadeniz açıklarında katledilişinin yıldönümü. Onları unutmadık, 28 Ocak’ı unutmadık! Ne diyordu Nâzım Hikmet: “Onbeş kasap çengelinde sallanan / onbeş kesik baş / onbeş arkadaş / yoldaş / bunların sen isimlerini aklında tutma fakat / 28 Kânunisânîyi unutma /...”…

 

Onbeşlerin Kitâbesi

Kazıdık Onbeşler’in ismini,

kanlı kızıl bir mermere!..

Bir çelik aynadır gözlerimiz,

Onbeşler’in resmini

görmek isteyenlere…

Nâzım Hikmet

FEZA KÜRKÇÜOĞLU

 

Bugün 28 Ocak… Eski söyleyişle 28 Kânunisani… Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının Karadeniz açıklarında katledilişinin yıldönümü. Ülkemizin yıllar boyu yaşayacağı “faili meçhul” cinayetlerden biri, 28 Ocak 1921’de Trabzon’da yaşandı. Türkiye Komünist Partisi (TKP)"nin ilk genel başkanı Mustafa Suphi ve partinin lider kadrosunda yer alan on dört komünist 28 Ocak gece yarısı Sürmene açıklarında alçakça öldürüldüler.

10 Eylül 1920’de Bakü’de kurulan TKP’nin kurucu kadrosu partinin yasal çalışmaları için zemin yaratmak için Anadolu’ya geçerler. 28 Aralık 1920’de yanlarında yeni Sovyet Elçisi Budu Mdivani ile birlikte Kars’a gelen TKP heyeti resmi törenle karşılanır. Tarihçilerin Mustafa Suphiler için değil Sovyet elçisi için yapıldığı görüşünde birleştikleri resmi törenin ardından heyet üç hafta boyunca Kars’ta kalarak çeşitli görüşmeler yapar. 18 Ocak’ta Ankara’ya geçmek için Erzurum’a doğru hareket eden heyet, dört gün süren tren yolculuğundan sonra 22 Ocak’ta Erzurum’a vardı.

Erzurum’da Mustafa Suphi ve yoldaşlarını karşılayanlar gericilerdir. Şehre gelmelerinden önce örgütlenen karakalabıklar nedeniyle Erzurum’a girmelerine izin verilmeyen heyet Bayburt’a gönderilir. TKP heyetine önce Trabzon’a oradan İnebolu’ya oradan da Ankara’ya gidebilecekleri söylenir. Bayburt’tan önce Maçka’ya geçen heyet, 28 Ocak’ta Trabzon’a ulaşır...

Başından sonuna kadar Kazım Karabekir tarafından yönetilen olaylar sonucunda yol boyunca kışkırtmalar sonucu türlü hareketlere ve saldırılara maruz kalan Mustafa Suphi ve yoldaşlarını Trabzon’da Kâhya Yahya ve çetesi beklemektedir. TKP’li heyetin yolunu kesen Kâhya Yahya ve çetesi, heyeti limana doğru yönlendirir.

Mustafa Suphİler Trabzon’da

Burada yine kışkırtmalar sonucu saldırganlaşan Trabzonlu gericilerin gösterileriyle karşılaşan Mustafa Suphi ve yoldaşları uzun yolculuğa elverişli olmayan bir tekneye bindirilirler.

“Türkiye Komünist Gençler Birliği Azalarından Abdülkadir”in, Komüntern Arşivi’nde bulunan ve TÜSTAV Yayınları’nın “TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri- kitabında yer alan 1 Ekim 1921 tarihli yazısında Mustafa Suphi ve yoldaşlarının ölüme nasıl gittiklerini anlattığı satırları birlikte okuyalım:

“Mustafa Suphi Müdafaa-i Milliye reisine ve valiye hitaben söylediği ki: Biz Ankara’ya gideceğiz, Mustafa Kemal Paşa’ya arz-ı ubudiyet için geldik. Lütfen müsaade ediniz. Muhabere edelim. Ondan sonra, diyorken arkadan birisi tekme vurdu. Suphi yoldaş çamurlar içine yuvarlandı. Hamallar derhal taarruz ederek yüzüne tükürmek, çamur atmak ve döğerek motora sevk ettiler, artık arabadan indirilmiş arkadaşları birer birer döğerek tükürerek motora bindirdiler.” [1]

On beş komünist, Topal Osman’ın adamlarından Trabzon İskelesi kayıkçılar kâhyası olan Kâhya Yahya’nın çetesi tarafından Karadeniz açıklarında öldürülür. Cinayetin işlendiği o geceyi Nâzım Hikmet’in “Kan Konuşmaz” isimli romanında şöyle anlatır: "Karadeniz sağa, sola, ileriye bomboş uzanıp gidiyor alabildiğine. Ne bir vapur dumanı, ne bir yelken.

- Burada hepsini, Değirmendere"de, geceleyin bir motora bindirmişler. Ocak ayının 28"inde oluyor bu iş. Burada bir Yahya Kâhya var, kayıkçılar kâhyası, it mi, it. Topal Osman"ın adamı. Suphi"lerin motoru az açıldıktan sonra, Yahya Kâhya adamlarını başka bir motora yüklüyor. Bunlar Sürmene açıklarında rampa ediyor öteki motora. Suphi"ler 15 kişiydi diyorlar.” [2]

Trabzon’da işlenen cinayetin ardından Sovyetler, Mustafa Suphilerin akıbetini resmen sorar. Türkiye’den verilen resim cevap şöyledir: “bir deniz kazasında öldüler”… Olay kapanır! Mustafa Suphi ve yoldaşlarının cinayeti, sorumluların ortaya çıkarılması iki ülkenin “yüksek çıkarları”nın arasına sıkışıp kalır…

Cİnayetler zİncİrİ

Cinayetin ardından tıpkı diğer “faili meçhul” cinayetlerde olduğu gibi garip tesadüfler peş peşe gelir!.. 3 Temmuz 1922"de bu kez Kâhya Yahya "faili meçhul" bir cinayete kurban gider. Olayı araştıran Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, cinayetin Atatürk"e yakınlığı ile bilinen Topal Osman Ağa"nın (Muhafız Birliği Komutanı) adamları tarafından işlendiğini ileri sürer. Katiller öldürülmüş, cinayetin üzerindeki sır perdesi bir daha kalkmamacasına örtülmüştür. Ancak garip tesadüfler devam etmektedir. 27 Mart 1923"te Ali Şükrü Bey, Atatürk" ile ters düştüğü gerekçesiyle Topal Osman tarafından öldürülür. Bu kadar tesadüf de olmaz diyenler varsa henüz “tesadüflerin” bitmediğini belirterek devam edelim. Baştan beri Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katlini planlayan Topal Osman da 2 Nisan 1923 tarihinde Topal Osman, kendisini tutuklamaya gelen askerler tarafından çatışmada "ölü ele geçirilir" ve TBMM"nin kararı ile Ulus Meydanı’nda ayağından darağacına asılır. Böylece Mustafa Suphilerden, Ali Şükrü Bey’den ve onların ölümünden sorumlu olan Kâhya Yahya ve Topal Osman’dan kurtulunmuştur!

Mustafa Suphi ve yoldaşlarını acımasızca katleden çetelerin cinayetleri, Cumhuriyet tarihi boyunca sürmeye devam eder. Kâhya Yahya, Trabzon’u haraca kesen, Topal Osman’a bağlı çetenin reisidir. Topal Osman’a gelince; kendisi Ermeni Tehciri sırasında birçok Ermeni’yi katleden, soyan çetenin reisi olarak, Trabzon’da Rum çetelerine karşı dövüşüyorum diyerek, şehirdeki bütün azınlıklara hayatı zindan eden, onları öldüren, mallarına el koyan biri olarak bilinmekte.Topal Osman’ı kimileri “kahraman” olarak ilan ederek geçtiğimiz yıl Giresun’a heykeli diktiler. Heykeli yaptıran kişi ise tanıdık, Ergenekon Davası sanıklarından emekli General Veli Küçük… Çetelerin, çetecilerin “kahraman” sayıldığı ülkemiz daha ne kadar “kahraman” yaratacak bilinmez ama bilinen tek gerçek cinayetlerin “faili meçhul” olmadığıdır. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor!..

Bugün 28 Ocak… Eski söyleyişle 28 Kânunisani… Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının Karadeniz açıklarında katledilişinin yıldönümü. Onları unutmadık, 28 Ocak’ı unutmadık! Ne diyordu Nâzım Hikmet: “Onbeş kasap çengelinde sallanan / onbeş kesik baş / onbeş arkadaş / yoldaş / bunların sen isimlerini aklında tutma fakat / 28 Kânunisânîyi unutma /...”

[1] TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri 2, TÜSTAV Yayınları, 2004.

[2] Nâzım Hikmet, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim, Habora Yayınevi, 1976.

 

***

‘Suphi yoldaş çamurlar içine yuvarlandı’

Komüntern Arşivi’ndeki belgeler arasında yer alan “Türkiye Komünist Gençler Birliği azalarından Abdülkadir” yoldaşın 1921 yılında Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Trabzon’da katledilmelerini anlatan “Abdülkadir Yoldaşın Layihası Kopyası” isimli yazısından bir bölümü, TÜSTAV Yayınları’nca yayınlanan Yücel Demirel’in çevirdiği “TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri- kitabından aktarıyoruz. 28 Kanunisani [Ocak] 1921 günü Trabzon’dayız, Abdülkadir Yoldaş anlatıyor…

Saat 9’da gelecek olan heyet saat yarımda geldi. Halkın kısm-ı azamı gitmişti. Yağmur yavaş yavaş yağıyordu. Hava dahi soğuk idi halkın dağılmaları üzerine derhal inzibat ve polis memurları yolları keserek halkın gitmelerine mani oluyorlardı. Fakat halk mahalle aralarından savuşuyordu. Saat yarımda kafile göründü. Değirmendere’de vali Müdafaa-i Milliye reisi ve azaları, polis müdürü bulunuyordu. Kafilenin takarrübünde ilk evvel bir zabit elindeki evrak ile Müdafaa-i Milliye reisi ile görüştü. Derhal zabıt tevkif edilerek sevk olundu. Esbabı sonradan anlaşıldı. O sırada Kâhya Yahya dahi rüsûmat dairesinden on tane hammal ve beş altı tane rençber on onbeş tane sepetli hammal çocukları dizerek geldi. Kafilenin takarrübünden beş dakika evvel tellal bağırdı. Gelen kafileye hakaret, tükürmek, çamura batırmak gibi birşeylerin yapılması hususunu teşvik etti.

Kafileden ilk evvel Mustafa Suphi çıktı. Derhal bir zabit karşı durarak şu suretle hitap etti. Mustafa Suphi, Mustafa Suphi bak 16 arkadaştan yalnız ben kurtuldum. Bakü’de Türkistan’da binlerce üsera kardeşlerimizi sen mahvettin, bunun üzerine teşvik edilen halk, hamal, rençberler, istemeyiz diye haykırdılar. Mustafa Suphi Müdafaa-i Milliye reisine ve valiye hitaben söylediği ki: Biz Ankara’ya gideceğiz, Mustafa Kemal Paşa’ya arz-ı ubudiyet için geldik. Lütfen müsaade ediniz. Muhabere edelim. Ondan sonra, diyorken arkadan birisi tekme vurdu. Suphi yoldaş çamurlar içine yuvarlandı. Hamallar derhal taarruz ederek yüzüne tükürmek, çamur atmak ve döğerek motora sevk ettiler, artık arabadan indirilmiş arkadaşları birer birer döğerek tükürerek motora bindirdiler. Bu suretle cereyanı arasında Kâhya adamlarından birisi Mustafa Suphi’ye fena bir lisanda bulundu. Nihayet halk birer birer dağıldı. Motor henüz iskelede duruyordu. Motorcunun bunları yalnız götüremeyecek, üzerine motora müsellehan on beşe karib asker bindirildi. Halk dağıldıktan sonra saat bir buçuk raddelerinde motor hareket etti. Bende oradan çekilerek aynı vakayı mümessil Ali Oruç yoldaşa şifahen anlatıyordum. Saat 4-5 raddelerinde motorun geriye döndüğünü haber aldık. İskeleye gittim, fakat hiçbir kimse ile temas ettirmiyorlardı. Geri dönmeye mecbur oldum. Artık sabah olduktan sonra görmek mümkün olur diye zannediyordum. Sabahleyin erken iskeleye gittiğimde motorun orada olduğunu (olmadığını) gördüm. Oradaki kayıkçılardan sordum. Motorun hareket ettiğini söylediler. Gündüz saat 8 raddelerinde motor boş olarak avdet ettim (etti). Tekrar motora avdet ettim. Fakat hiç bir tayfa ile temas ettirilmiyordu. Birkaç gün sonra tayfaların birisinden aldığımız malumata nazaran Sürmene açıklarında ayakları ve elleri bağlı olarak denize attıklarını söylediler. Yalnız Suphi yoldaşın ailesini geri döndüğü zaman Kahya tarafından çıkarıldığını haber aldık.

[1] Teşrinievvel [Ekim] 921

Türkiye Komünist Gençler Birliği Azalarından Abdülkadir

 

TKP MK 1920-1921 Dönüş Belgeleri 2, TÜSTAV Yayınları, 2004.

(BİRGÜN)

Karadeniz Ses

Toplam 7325 Defa Okunmuştur.

 Yazdyrylabilir SayfaTavsiye Et Yorum Yaz

Toplam 4 Yorum Yazılmıştır.

katilse katil [ 28Ocak2013, 16:36 ]
torçuk eğer bizim buralarda katile katil derler nerele olduğunun önemi yoktur
torçuk [ 14Şubat2012, 23:33 ]
doğrudur, yanlıştır. eksiktir, fazladır. bunların hepsi tartışılır. Ama en azından;
adında GÖRELE olan bir sitede yayınlanan yazıda, bu topraklardan çıkmış bir insana, "soyguncu, katil, acımasız, haraçcı, v.s." diye hitap edilmesi ne kadar doğrudur. Tamam Onbeşleri unutmayalım ama en azından biraz daha usturuplu ifadeler olan bir yazıyla analım.

Saygıdeğer yazar heykelin Veli Küçük tarafından diktirilmesine de dikkat çekmiş. Sakın Topal Osman'da Ergenekoncu olmasın!!!
Osman Civil [ 06Şubat2012, 17:02 ]
Sayın Editör,
Tarihi olayları , tamamen kendi ideolojik düşüncenize göre aktarmışsınız.Gerçekler hiç bir zaman gizlenemez.Nerede ise Ermeni saldırılarını bile masumca bir hareket olarak ( yani bir yerden başka biryere göç olarak) yorumlamışsınız.Sizin zihniyet katliam yapınca , özgürlük , demokrasi ve eşitlik oluyor. Vatana saldıranlara karşı koyanlar ise vatan haini.Onun için Türkiyede hiçbirzaman 50-100 kişiyi geçemezsiniz.Türkiye'nin tarihini Türkiye gerçeklerine savaş açanlar değil , vatanına karşı kastedenler ile savaşanlar yazmıştır.
Nedim Torun [ 01Şubat2012, 10:33 ]
O hammallar hala hamal!
O kiralıklar hala kiralık!
Demek, genetik kodlar hiç değişmiyor.

Tüm Yorumlar


GÜNCEL HABERLER


KÖŞE YAZARLARI
Mehmet KÖŞNEK Mehmet KÖŞNEK
İŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZ
Hüseyin ÇAKICI Hüseyin ÇAKICI
Öğretmen ve Tecavüz
Ayhan EYİKOÇAK Ayhan EYİKOÇAK
MEĞER TÜRKÇE
Av.Fikret İLKİZ Av.Fikret İLKİZ
Savaşi Karşı Medya ve Barış
Yusuf GÜRCUSU Yusuf GÜRCUSU
Hopa!
Sezai SARIOĞLU Sezai SARIOĞLU
Kağıtsız Gemiler
Tevfik KARA Tevfik KARA
Reklamcılık Bir Sanattır..!
Gündoğdu YILDIRIM Gündoğdu YILDIRIM
Japon Mühendis
Prof.Afşar TİMUÇİN Prof.Afşar TİMUÇİN
İnsan İnsanla Güzeldir
Ali DİLKİ Ali DİLKİ
Hükûmet Dört Yüzü Buldu
Mıgırtiç MARGOSYAN Mıgırtiç MARGOSYAN
Amigoluk Meselesi
Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN Doç.Dr.Çağatay ÜSTÜN
Bir Duruş Olmalı...!
Özcan TEMEL Özcan  TEMEL
Çanakkale Şehidi Uzunömeroğlu Ömer
Coşkun ÖZBUCAK Coşkun ÖZBUCAK
Fiskobirlik
Şevket ÇORBACIOĞLU Şevket ÇORBACIOĞLU
Arhavi'nin Doğasına ve Doğanına Dolar İçin Saldıranlar
Sevda KAKALİÇOĞLU Sevda KAKALİÇOĞLU
TOPRAĞA İZ BIRAKIYORSUNUZ
Deniz Alan HELD Deniz Alan HELD
Çevre Dostu ve Antikapitalist Hediye Seçenekleri
Köşe yazarı sayımız fazla olduğu için burada sadece son 17 köşe yazısı gösterilmektedir.Tüm yazarlar için Tıklayın..
REKLAM
SÖYLEŞİ VE DOSYALAR
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi  Göze Aldı
Erdoğan İktidar İçin Her Şeyi Göze Aldı
Yazar Aydın Çubukçu: 1 Kasım’a giderken hedef bellidir; 7 Haziran’ın tekrarlanmaması diye bir hedef vardır ve bunun için kullanılacak araçlar da doğrusu iç açıcı bir manzara çizmiyor.
AFORİZMALAR
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
Siyaset Toplum Problemlerini Çözmenin Dışında Kalırsa
İktidarı almayı yakın hedef görmek için; iktidara çatmak, iktidarın yaptıklarını halka tercüme etmek, iktidar getirseydi; sokakdaki herbir insan iktidar olma şansını taşıyor olurdu.
HERŞEYE RAĞMEN ETİK
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Bilimin Mantığı Siyasetin Önündedir
Her Şeye Rağmen Etik aktivasyonu sorumlusu Doç. Dr. Çağatay Üstün, Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan ve temeli atılan nükleer santral tesisinin yapımının oldu bittiye getirilmesinin doğru olmadığına değinerek eğer bilim siyasetin üstündeyse siyaset bilimin sesine kulak vermelidir dedi.
© Copyright

KaradenizSes.Com Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir. Bu internet sitesinde yayınlanan haber, makale, yorumlar yazarını bağlar. Karadeniz Ses sorumlu tutulamaz. Tüm Hakları Saklıdır © Copyright 2007 - 2010 karadenizses.com
Hakkımızda | Yazar Girişi

Tasarım - Editör - Teknik Sorumlu
UstaSoft İnternet Hizmetleri